Derslik

Öğrenciler | Öğretmenler | Veliler

üye adı:
şifre:
 
Çocuğun Tv ve İnternet Bağımlılığı

(Yazar: Fatih KILIÇARSLAN)  Geçmişte bireyin toplumsallaşmasında en etkin kurumlar anne-baba? arkadaş grupları ve öğretmenlerdi.

Tarih: 08.11.2011 | Okunma: 6086

Fatih KILIÇARSLAN
Fatih KILIÇARSLAN
Fatih KILIÇARSLAN

1969 Ankara ili Beypazarı  ilçesinde doğmuştur. 1992 yılında Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmetler Bölümünden Sosyal Hizmet Uzmanı olarak mezun olmuştur. 1993 yılından itibaren T.C. Sağlık Bakanlığı Bitlis Devlet Hastanesi, Haydarpaşa Numune Hastanesi, Bakırköy Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde AMATEM, ÇEMATEM, NEVROZ, PSİKOZ, NÖROLOJİ, NRŞ ve ÇOÇUK PSİKİYATRİ Kliniklerinde sosyal hizmet uzmanı olarak çalıştıktan sonra Başhekim Yardımcısı olarak görev yapmıştır. Amerikan Newport Uluslar arası Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak Sağlık Psikolojisi, Sapkın Davranışlar ve Aile ve Eş Terapisi dersleri vermiştir.

KİTAP; ÇOCUK VE AİLE SORUNLARININ TERAPİ İLE TEDAVİSİ.

 ÇOCUĞUMU NASIL EĞİTMELİYİM?

 10 ADIMDA DUYGUSAL ZEKÂ; NOBEL YAYINCILIK, 2010 tarihinde ikinci baskılarını yayınlamıştır.

 

ÇOCUĞUN TV VE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

Geçmişte bireyin toplumsallaşmasında en etkin kurumlar anne-baba, arkadaş grupları ve öğretmenlerdi. Çağımız modern toplumlarında ise özellikle, radyo,tv,sinema ,bilgisayar,dergi ve gazete dolaylı yoldan toplumsallaşma sürecini etkileyen güçlü kitle iletişim araçlarıdır.

Tv, gazete ve bilgisayar bunlar arasında en etkinlerindendir. Günümüzde insanlar tv den ve bilgisayardan gördükleri ve radyodan işittikleri iyi bir yaşam biçimi ve toplumun politikası hakkında bilgi sahibi olmakta, başkalarına olan tutumlarını bunlara göre ayarlamaktadırlar. Diğer bir yaklaşımla radyo,tv,gazete ve bilgisayar kısaca medya insanın dünya görüşünü,tutum ve davranışlarını etkilemekte ve geri bildirimler ile insanları belirli bir yolda değiştirmektedir.Her birimizin gözlemlediği gibi tv de gösterilen reklamların,çocuklar üzerindeki etkileri yadsınamaz. Aynı şekilde yetişkin toplumsallaşmasında da bu etmenin rolü çok önemlidir.

Bu kitle iletişim araçlarından olumlu/olumsuz anlamda en çok etkilenen kesim ise çocuklardır.  Başta bilgi edinme, öğrenme ve iletişim olmak üzere birçok faydası olan bilgisayar ve internetin özellikle çocuklar üzerinde fiziksel, sosyal ve psikolojik etkilerinin yanında birçok tehlikeler içerdiği de göz ardı edilemez bir gerçektir.

Yapılan araştırmalarla, medya araçlarının çocukların fiziksel, psikolojik, sosyal gelişmelerini olumsuz etkilediği uzmanlar tarafından belirtilmektedir.

 
Fiziksel etkileri:

Saatlerce televizyon ve bilgisayar karşısında hareketsiz oturan çocuklarda beden gelişiminin sağlıksız ve yetersiz olmasıdır.

Bu hareketsizliğin verdiği huzursuzluk ve sinirli ruh hali oluşturmasıdır.

Göz rahatsızlıkları, beslenme hazım bozuklukları ve mide ağrıları.

Kalp atışlarında anormal derecede hızlanma.


Psikolojik Etkileri;

Çocuklarda internet kullanımının ve kullanamamanın getirdiği stres ve endişeye yol açmaktadır. Bir süre sonra kimi çocuklarda içine kapanıklılık. Uyku rahatsızlıkları ve kabuslar görülebilir. Sürekli şiddet içerikli yayın ve oyunlara maruz kalan çocuklarda saldırganlık davranışında artma söz konusudur.

Televizyon kitle iletişim araçları arasında etkinliği en fazla ve yaygın olandır. Evde TV nin açık kalma süresinin 1 ile 18 saat arasında değiştiği ülkemizde çocuğun zihinsel dünyasının ve kültürünün inşasında televizyon küçümsenemeyecek bir öneme sahiptir.

Eskiden sadece oturma odalarında olan televizyon artık yatak odalarına, çocuk odalarına ve mutfaklara kadar girmiş eğlence ve iletişim aracı olan bilgisayar artık çocuklarımız için bir vazgeçilmez haline gelmiştir.


Türkiye?de Okuma ve İzleme Oranları

Dergi okuma oranı % 4

Kitap okuma oranı % 4,5

Gazete okuma oranı % 22

Radyo dinleme oranı %25

Televizyon izleme oranı %94


Televizyon ve şimdilerde internet, çocukların dünyasında belirgin değişimler yaratmıştır. Ancak en önemlisi, çocukların kimi zaman kendi istekleri ile kimi zamanda yetişkinlerin izleme tercihleri nedeniyle karşı karşıya kaldıkları çeşitli medya içerikleri, çocukları yetişkinlerin başa çıkmada zorlandıkları bir kaygı dünyasına taşımaktadır.

Televizyon aracılığıyla, sürekli tekrarlarla sunulan ve genellikle kaygı uyandıran haber içeriklerine ve görüntülere kolektif olarak maruz kalınmaktadır. Bunların çocuk psikolojisi üzerindeki etkisi yetişkinlere kıyasla çok daha fazladır.

İnternet Bağımlılığı

Günümüzde internet, bir bilgi ve iletişim kaynağı olmanın ötesinde, bazı kişiler için ?bağımlılığa? dönüşmüş durumdadır. Birçok kişi, gerçek dünyada karşılığını bulamadığı tutkuları ve tutsaklığı sanal dünyada yaşamaktadır.

İnternet Bağımlılığının Belirtileri

Online (internete bağlı) değilken, internette yapılan aktivitelerin hayalinin kurulması

İnternet kullanımının artan oranlarda devam etmesi

İnternette planlanandan daha fazla zaman geçirilmesi

İşteki ya da okuldaki başarıda düşme görülmesi

Sosyal ilişkilerde kopma yaşanması

İnternet kullanımı hakkında aile ya da arkadaşlara yalan söylenmesi

İnternetin günlük hayattaki problemlerden kaçmak için bir araç olarak kullanılması

Aileler kendilerine şu soruları sormalılardır;

Çocuğumuzun hangi dizileri sevdiğini biliyor muyuz? Ve biz o dizileri tanıyor muyuz?

Televizyondaki reklâmlar ve pazarlama politikalarına karşı tutumumuz nedir?

Sakıncalı programları fark edebiliyor muyuz? Fark ediyorsak ne gibi önlemler alıyoruz?

Medya çocuklarımızın günlük yaşamının önemli bir parçası mı? Öyleyse günlük yaşamının küçük bir parçası durumuna nasıl getirebiliriz? Ve onlara başka hangi alternatifler sunabiliriz?

Çocukların uzun süreli ve bilinçsiz medya araçları kullanmalarına karşı neler yapılabilir?

Anne babalar zaman zaman televizyonu ve bilgisayarı kapatabilmelidir.

TV programları seçilerek izlenmelidir.

Anne babalar, çocuklardaki saldırganlık tepkilerini harekete geçiren ya da onları aşırı uyaran ve toplumsal değer yargılarını değiştirmeye sebep olan dizileri izlemelerine engel olunmalıdır. Bunu yapamazlarsa programı çocukla beraber izlemeleri ve daha sonra program hakkında kısa bir söyleşi yaparak iyi ve kötü yanları dile getirilmeleri desteklenmelidir.

Çocukların TV programlarına eleştirel bakmaları öğretilmeli, yani bilinçli bir medya araçları kullanıcısı olmalarına yardımcı olunmalıdır.

10 yaşın altındaki çocuklar interneti kullanırken tamamen anne baba gözetiminde olmalı.

Çocukların internette ne kadar zaman harcayabileceği sınırlanmalı.

İnternet bağlantısı bulunan bilgisayarın çocuğun odasında değil,bir ortak kullanım alanında olmalıdır.

İnternette çocuğun girebileceği sitelerin güvenli olup olmadığı anne baba tarafından kontrol edilmeli ve çocuğa internette hiçbir zaman kişisel bilgilerini paylaşmaması gerektiği öğretilmelidir.

Çocuğa internette okuduğu her şeyin doğru olmadığı hatırlatılmalıdır.

Fatih Kılıçarslan

Sosyal Hizmet Uzmanı

Yazarın Diğer Yazıları
Çocuğumu Nasıl Eğitmeliyim?
12.01.2011 | Okunma: 2219
Fatih KILIÇARSLAN
Çocuğun Tv ve İnternet Bağım...
08.11.2011 | Okunma: 6086
Fatih KILIÇARSLAN
Çocuğun TV ve İNTERNET bağım...
13.10.2010 | Okunma: 2504
Fatih KILIÇARSLAN
Aile İçi İletişim
09.04.2011 | Okunma: 2565
Fatih KILIÇARSLAN
Çocuğumu Nasıl Eğitmeliyim?
17.04.2012 | Okunma: 1630
Fatih KILIÇARSLAN
HAYAT
13.10.2012 | Okunma: 1260
Fatih KILIÇARSLAN
Anasayfaya Git | Veliler Kategorisi Başlıklarına Git
Bu Konu Hakkında ki Yorumlar
ufuk (Konu Puanı:3/5)
Bilgisayar kullanımı ilköğretimde kaldırılmalı.Oyunlara yüklü miktarda zam yapılmalı.Kafelere giriş yaşı 18'e çıkarılmalı.Bu gibi yerler sıkça denetlenmeli.Fuhuş yayınlara şiddetli cezalar getirilmeli.
Gönderim zamanı: 11.05.2013
delikurt (Konu Puanı:5/5)
Çok önemli konu‚aynen katılıyorum..
Gönderim zamanı: 16.11.2011
Yorum Yaz
Adınız:

E-Postanız:

Konu Puanı:
This Is CAPTCHA Image

Yorumunuz:
Notlar
Haftanın Sözü
Haftanın Sözü
" Her Adem‚ bir alem."

(Yunus Emre)

Haftanın Şiiri
Haftanın Şiiri
Uyan Ey Gözlerim

Uyan Ey Gözlerim

uyan ey gözlerim gafletten uyan 
uyan uykusu çok gözlerim uyan 
azrail’in kastı canadır inan 
uyan ey gözlerim gafletten uyan 
uyan uykusu çok gözlerim uyan 

seherde uyanırlar cümle kuşlar 
dill-u dillerince tesbihe başlar 
tevhid eyler dağlar, taşlar, ağaçlar 
uyan ey gözlerim gafletten uyan 
uyan uykusu çok gözlerim uyan 

semâvâtın kapıların açarlar 
mü’minlere rahmet suyun saçarlar 
seherde kalkana hülle biçerler 
uyan ey gözlerim gafletten uyan 
uyan uykusu çok gözlerim uyan 

bu dünya fanidir sakın aldanma 
mağrur olup tac-u tahta dayanma 
yedi iklim benim deyu güvenme 
uyan ey gözlerim gafletten uyan 
uyan uykusu çok gözlerim uyan 

benim, murad kulun, suçumu affet 
suçum bağışlayıp günahım ref’et 
rasûl’ün sancağı dibinde haşret 
uyan ey gözlerim gafletten uyan 
uyan uykusu çok gözlerim uyan
 
Sultan III. Murat
Son Konular
Bir Video

İnsan Yetiştirmek

Notlar
Haftanın Öyküsü
Haftanın Öyküsü
Padişahın Rüyası

Pâdişâhın biri, rüyasında, dişlerinin önden arkaya doğru döküldüğünü, yemek yiyemez hâle geldiğini görür. Canı sıkılan pâdişah, gördüğü rüyanın yorumunu yaptırmak üzere derhal saray tâbircilerini huzûruna çağırtır. Rüyâsını anlattıktan sonra tâbircibaşına:

“?Hele bir söyle, bu rüyâ hayır mıdır, şer midir? Neye işarettir?” diye sorar. Tâbircibaşı hiç düşünmeden:

“?Maalesef şerdir pâdişâhım!” der. “Uzun yaşayacaksınız; ama ne yazık ki gözlerinizin önünde bütün yakınlarınızın birer birer ölüp sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz.”

Tâbircibaşının bu yorumu, pâdişâhın gönlünde âdeta soğuk rüzgârlar estirir. Bir anlık sessizliğin ardından pâdişah hiddetle kükrer:

“?Tez atın şunu zindana, felâket tellâlı olmak neymiş öğrensin!”

Muhâfızlar, tâbircibaşıyı yaka-paça götürüp zindana atarlar.

Pâdişah, bu kez huzûrundaki diğer bir tâbirciye dönerek:

“?Sen söyle bakalım, rüyâmın tâbiri nedir, hayır mıdır, şer midir?” der.

Tâbirci sükûnet içinde bir müddet düşünür, sonra birden yüzü aydınlanır ve tane tane konuşmaya başlar:

“?Hayırdır pâdişâhım, hayırdır!” der. “Bu rüyâ, bütün yakınlarınızdan uzun yaşayacağınızı ve daha nice seneler ülkenizi huzur ve saâdetle idâre edeceğinizi gösterir.”

Bu habere çok sevinen Pâdişah, tabirciye iki kese altın ihsân eder.

Olup biteni başından beri izleyenler ise, şaşkınlıkla tâbirciye şu suâli sorarlar:

“?Aslında sen de tâbircibaşı da aynı şeyi söylediniz. Pâdişah neden onu cezâlandırdı da seni mükâfatlandırdı?”

Tâbirci tebessüm eder ve şöyle der:

“?Elbette aynı şeyi söyledik; fakat öyle zaman olur ki, ne söylediğinden ziyâde nasıl söylediğin ve kime söylediğin daha mühimdir.”
 Hayatta Ne Öğrendim ?
 Hayatta Ne Öğrendim ?

HAYATTA NE ÖĞRENDİM?

 Sonsuz bir karanligin içinden dogdum. Isigi gördüm, korktum. Agladim.

Zamanla isikta yasamayi ögrendim.
Karanligi gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanliga ugurladim sevdiklerimi...
Agladim.

Yasamayi ögrendim.
Dogumun, hayatin bitmeye basladigi an oldugunu;
Aradaki bölümün, ölümden çalinan zamanlar oldugunu ögrendim.

Zamani ögrendim.
Yaristim onunla...
Zamanla yarisilmayacagini, zamanla barisilacagini, zamanla ögrendim...

Insani ögrendim.
Sonra insanlarin içinde iyiler ve kötüler oldugunu...
Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulundugunu ögrendim.

Sevmeyi ögrendim.
Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalici oldugunu,
Sevginin güvenin saglam zemini üzerine kuruldugunu ögrendim.

Insan tenini ögrendim.
Sonra tenin altnda bir ruh bulundugunu...
Sonra da ruhun aslinda tenin üstünde oldugunu ögrendim.

Evreni ögrendim.
Sonra evreni aydinlatmanin yollarini ögrendim.
Sonunda evreni aydinlatabilmek için önce çevreni aydinlatabilmek gerektigini ögrendim.

Ekmegi ögrendim.
Sonra baris için ekmegin bolca üretilmesi gerektigini...
Sonra da ekmegi hakça ülesmenin,
Bolca üretmek kadar önemli oldugunu ögrendim.

Okumayi ögrendim.
Kendime yaziyi ögrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazi, kendimi ögretti bana...

Gitmeyi ögrendim.
Sonra dayanamayip dönmeyi...
Daha da sonra kendime ragmen gitmeyi...

Dünyaya tek basina meydan okumayi ögrendim genç yasta...
Sonra kalabaliklarla birlikte yürümek gerektigi fikrine vardim.
Sonra da asil yürüyüsün kalabaliklara karsi olmasi gerektigine inandım .

Düsünmeyi ögrendim.
Sonra kaliplar içinde düsünmeyi ögrendim.
Sonra saglikli düsünmenin kaliplari yikarak düsünmek oldugunu ögrendim.

Namusun önemini ögrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu;
Gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el sürmemek oldugunu ögrendim.

Gerçegi ögrendim bir gün...
Ve gerçegin aci oldugunu...
Sonra dozunda acinin,
Yemege oldugu kadar hayata da lezzet kattigini ögrendim.

Her canlinin ölümü tadacagini,
Ama sadece bazilarinin hayati tadacagini ögrendim.

Dostlarım , 
Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya ...
Kalp durur ...
Akıl unutur ...
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur ...

                    MEVLANA  

Eğitim Felsefemiz
Eğitim Felsefemiz
Deniz Yıldızı Öyküsü
Bir adam, okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca, bu kişinin, sahile vurmuş denizyıldızlarını denize attığını fark eder ve ' Niçin bu denizyıldızlarını denize atıyorsunuz? ' diye sorar. Topladıklarını denize atmaya devam eden kişi, ' Yaşamaları için ,' yanıtını verince, adam şaşkınlıkla, ' İyi ama burada binlerce denizyıldızı var. Hepsini atmanıza imkân yok. Sizin bunları denize atmanız neyi değiştirecek ki? ' der. Yerden bir denizyıldızı daha alıp denize atan kişi, ' Bak, onun için çok şey değişti ,' karşılığını verir'


Mustafa TEZCAN kimdir?
Mustafa TEZCAN kimdir?

1975 yılında Burdur / Bucak / Ürkütlü Kasabasın'da çiftçi bir ailenin 2.çocuğu olarak dünyaya geldi.İlk ve orta tahsilini  Ürkütlü'de tamamladı.Antalya Aksu Anadolu Öğretmen Lisesini ve yatılıyı kazanması hayatın kendisi ve öğretmenlik ile tanışmasının ilk adımı oldu.Marmara Üniversitesi Fizik Öğretmenliği(ing) 2.sınıfta iken ders vermeye başladı.Lise 1 de öğrenci olarak olarak başladığı yurt hayatına üniversite sonda yurt müdürü olarak son verdi. Üniversite bitince İstanbul'da özel bir kolejde 5 yıl fizik öğretmenliği yaptı. Kendi işini kurmaya karar verdikten sonra önce bir etüd merkezi sonrada bir dershane açtı. Bu kurumlarda hem öğretmenlik hemde idarecilik yaptı.Halen ülkemizin seçkin  eğitim kurumlarından bir tanesinde eğitim yöneticiliği  yapmakta olan Mustafa TEZCAN evli ve 2 çocuk babasıdır.

Bir Resim
doğru söz

doğru söz